Bir genetik kongresinde herkes icatlarını anlatıyormuş; İngilizler, bizler balık ve devenin genlerini birleştirdik, kolesterolsüz et ürettik demişler. Fransızlar, tavuk ve inek genlerini birleştirdiklerini bu sayede hızlı bir üreme gerçekleştirip, et problemini ortadan kaldırdıklarını anlatmışlar. Temel de; -Biz, karpuz ve hamamböceği genlerini birleştirdik demiş, bu sayede karpuzu kesince çekirdekler sağa sola kaçıyor ve çekirdeksiz karpuz yiyoruz.***

Temel yalnız başına Karadeniz'de bir futbol takımı kurmak üzereydi. Hastaneye getirdiği karısı 11'inci çocuğunu doğuracaktı... Koridorda gezinen Temel, bir oğlu olduğu haberini aldıktan sonra, doktor kendisini bir kenara çeker ve aralarında şöyle bir konuşma geçer: Doktor: -Temel, zengin değilsin. Karınla yattığın zaman geride kalanları doyurup doyuramayacağını bir düşünsen iyi olur. Bir oğlu daha olduğunun sevinci içindeki Temel bu sözlere hemen karşılık verir: -Eyi deyisun ya doktor bey, pen kariyle yattuğum zaman öyle celey ki sanki bütün Karadeniz'i toyurabilirim.***

Temel boğazda tekneyle turist gezdirmektedir. Bir gün Amerikalı arıyor ve başlıyorlar gezmeye... Amerikalı bir saray görüyor: -Bu ne kadar zamanda yapılmış, diyor. Temel: -5 yılda, diye cevap veriyor. Amerikalı: -Yazık bizde olsa 1 yılda yapılırdı. Biraz sonra bir cami görüyor. -Bu ne kadar zamanda yapılmış, diye soruyor. Temel: -2 yıl, diye cevap veriyor. Amerikalı: -Yazık be bizde olsa 3 ayda biterdi, diyor. Temel uyuz oluyor duruma. Biraz sonra bir tarihi yapı daha görüyorlar. Yine soruyor Amerikalı. Temel: -2 ay, diyor. Amerikalı yine: -Yazık be bizde olsa 1 haftada biterdi, diyor. Temel iyice kıllanıyor. Tam o sırada Boğaz Köprüsü'nün altına geliyorlar. Amerikalı yukarıyı göstererek: -Bu köprü ne kadar zamanda yapıldı, diyor. Temel şaşkın şaşkın bakışlarla kafayı kaldırıp: -Hangisi? Bu mu? Bu dün burada yoktu yaa.***

Temel ile Fadime birbirlerine deli gibi aşıktırlar. Bir süre gezip tozduktan sonra evlenme teklif eden Temel'e Fadime: -Papamdan iste beni, de. Akşama şeker yaptırıp, kız istemeye tek başına giden Temel, durumu açıklar; tek başına olduğunu ve Fadime'yi çok sevdiğini, evlenmek istediğini belirtir. Kızın babası da Temel'i sever. Bir ara baş başa kalınca babası: -Sigara içey misun oğlum? -Hayur efendum. -Peki içki? -Ağzuma sürmem efendum. -Gezup eğlenmez misun, gece hayatı yok mu? -Asla efendum. -Çapkınlıkta mı yapmazsun? -Annemden başka kadun tanımadum efendum. -Ula uşak aramızda kalacak be hiç mi bir kusurun yoktur da? -Bi kusurum var efendum, yalan söylerum.***

Temel'in İstanbul'dan dönen karısı üç gündür eve uğramamıştır. Telefonlar, sormalar soruşturmalar derken Temel, karısının bulunması için Trabzon Emniyet Amirliği'nin yolunu tutar. Görevli komiserin karşısına çıkar: -Karum kaypolmiştur, oni pulabilir misunuz? -Nerede kaypolmiştur? -Purada kaypolmiştur. -Yanunda pi resmi var midur? -Vardur komiserum. Temel böyle dedikten sonra cüzdanının arasından karısının resmini çıkarıp komisere uzatır. Komiser bir süre elindeki fotoğrafa baktıktan sonra, Temel'e döner: -Ha pu karinun pulunmasini gerçekten istey misun uşağum? der.***

Evi soyulan Temel'in hanımına sorarlar: -Bütün dolaplar ve çekmeceler açılıp, her şey yerlere saçılmışken bile, bir hırsızın eve girmiş olabileceğinden nasıl şüphe etmezsiniz? Temel'in hanımı cevap verir: -Nasıl şüphe edeyim memur bey? Kocam temiz bir gömlek aradı sandım!***

Ameliyat odasında genç Doktor Temel ile Temel'in hastası konuşuyorlardı. -Aman doktor, çok korkuyorum! Ömrümde ilk defa ameliyat olacağım! -Korkacak bir şey yok. Bak ben korkuyor muyum? Halbuki ömrümde ilk defa ameliyat yapacağım.***

Temel karakola gitmiş ve bir gece önce evine giren hırsızla görüşmek istemiş. Nedeni sorulunca da şu cevabı vermiş: -Uyy! Gece yarısı gelmiş de Fadime'yi uyandırmadan evden içeri girebilmiş. Nasıl becerdiğini öğrenmek istiyorum.***

Temel, köyde imamlık yapmaktadır. Ramazan'da herkes iftar sofrasında beklediği sırada Temel yeni yapılan minareye çıkar. Biraz sonra hoparlörden Temel'in sesi duyulur: -Allahüekber, Allahüekber... Tabi hemen oruçlar açılır. Az sonra hoparlörden yine Temel'in sesi yükselir: -Ses kontrol, deneme bir iki.***

Temel İngiltere'den gelmiş. Cemal sormuş: -Yabancı dil bilmiyorsun, çok sıkıntı çekmişsindir. -Yoo. Sıkıntıyı İncilizler çektu.***

Yağmurlu havada, her şimşek çakışında Temel, kravatını düzeltiyormuş. Neden mi? Fotoğrafının çekildiğini zannediyormuş da onun için.***

Temel çok kuvvetli öksürüyormuş, doktora gitmiş ve derdini anlatmış. Doktor da Temel'e yanlışlıkla öksürük yerine müshil ilacı vermiş ve demiş ki: -Bir hafta boyunca yemeklerden sonra iç ve yanıma gel. Temel bir hafta sonra gelince doktor: -Öksürüğün nasıl oldu deyince, Temel de: -Cesaret edip de öksüremiyorum ki, demiş.***

Hakimi Temel'e mahkemede sormuş: -Neden soydun bankayı? Temel kendinden gayet emin cevap vermiş: -Ne yapayım? Önce güzellikle istedim, vermediler.***

Her girdiği işte zarar eden Temel, nihayet son işinde başarılı olur ve çok para kazanır. Alacaklılar: -Zengin oldun ama hala borçlarını ödemiyorsun, nedendir? diye sorarlar. Temel de; -Zengin oldu da değişti demesinler diye, cevabını verir.***

Temel iki kulağı da yanık olarak doktora koşmuş. -Ütü yapıyordum, telefon çaldı. Telefon diye ütüyü kulağıma götürünce yandı, demiş. Doktor: -Peki diğer kulağın nasıl yandı? diye sormuş. -Onu da cankurtaran çağırırken yaktım!***

Temel ile Dursun birbirlerine küsmüşler. Dursun keçisini satmak için şehrin yolunu tutmuş, yolda da Temel ile karşılaşmış. Temel, Dursun'dan yana dönerek: -O yanındaki eşekle nereye gidiyorsun? demiş. Dursun: -O eşek değil keçidur da, deyince Temel hemen cevabı yapıştırmış: -Sana demiyorum, keçiye diyorum da.***

Temel çok sıkıntılıymış. Onun bu hali Dursun'un gözünden kaçmamış; -Ne oldu Temel? Durgunsun biraz. -Sorma, başım belada... Bir mektup aldım, adam kızıyla ilişkimi kesmezsem beni öldüreceğini yazmış. -Ne var bunda? Sen de kesersin. -Tamam da isim yazmamış.***

Doktor Temel muayenehanesinde otururken kapı çalınır. Kapıyı açan Temel yaşlıca bir hanımın kızını doktora getirdiğini görerek içeri davet eder. Güzel kıza dönerek: -Şurada bluzunuzu çıkarın der. Kız, hasta ben değilim, annem deyince, doktor Temel kızın annesine döner; -Dilinizi çıkarın lütfen.***

Şişman biri olan Hıdır, oldukça zayıf olan arkadaşı Temel'e takılıyordu: -Şu haline bak! Seni gören memlekette kıtlık var sanır. Temel, hiç bozuntuya vermeden cevabı yapıştırdı: -Seni gören de, bu kıtlığın sebebini anlar!***

Fadime oldukça alımlı ve gelinlik çağında bir kızdır. Bir gün annesinin yanına sokulur ve sorar: -Anneciğum, Temel pağaa bu cün evlenme teklif ederse ne seçilde davranayum? Annesi büyük bir bilgiçlik içinde Fadime'ye şöyle cevap verir: -Haline pakarsun, çok heyecanlı ve sabırsız ise tüşünmek için pirkaç cün isteysin, yok oni tereddütlü cöreysen hemen atıl ve fiçrini değişturmesi içun zaman pırakma.***



Sayfalar : 1 2 3 4 5 6



SENDE BİZE KATIL

SessizSokak.com da henüz yayınlanmamış bildiğin başka Karadeniz Fıkraları varsa, hemen bizimle paylaş.

İsim ya da Rumuzunuz :

Emailiniz :

Güvenlik kodu :   

Karadeniz Fıkraları sözü ekle