Bir gün bir adam karısına sordu: Aynı zamanda nasıl hem bu kadar aptal hem de bu kadar güzel olabildiğini anlamıyorum? Karısı yanıtladı: -Allah, beni sen çekici bul diye çok güzel yarattı. Ben seni çekici bulayım diye de aptal yarattı.***

Kadının biri bir gün golf oynarken topu ormana kaçmış. Topu ararken tuzağa yakalanmış bir kurbağa görür. Kurbağa kadına: -Beni bu tuzaktan kurtarırsan, senin istediğin üç dileği yerine getireceğim, der. Kadın kurbağayı kurtarır. Kurbağa da: -Teşekkür ederim, ama sana dileklerinle ilgili bir koşulu söylemeyi unuttum. Ne dilersen dile, kocan 10 kat iyisine veya fazlasına sahip olacak! demiş. Kadın: -Tamam, demiş. İlk dilek olarak dünyadaki en güzel kadın olmak istemiş. Kurbağa onu uyarmış: -Bu dilek, senin kocanı da dünyanın en yakışıklı adamı yapacak ve kadınlar onun başına üşüşecek. Kadın: -Bu önemli değil, çünkü ben en güzel kadın olacağım, onun gözü benden başkasını görmeyecek, demiş ve dünyadaki en güzel kadın olmuş. İkinci dilek olarak, dünyadaki en zengin kadın olmak istemiş. -Bu kocanı dünyadaki en zengin adam yapacak, senden de 10 kat zengin olacak, demiş. -Bu da önemli değil, çünkü benim olan onun, onun olan da benimdir. Kadın dünyadaki en zengin kadın oluvermiş. Kurbağa, üçüncü ve son dileğini kadına sorduğunda, kadın: -Hafif bir kalp krizi geçirmek istiyorum, demiş.***

Sürücü dikiz aynasında kendisini izleyen polis aracını görünce kaçabileceğini düşünüp gazı kökler. Ancak polisten kurtulamayacağını görünce pes ederek kenara çeker. Polis arabadan çıkıp sürücünün yanına gelir ve sorar: -Arkadaş, çok yorgunum. Bana mantıklı bir mazeret gösterirsen seni bırakıp gideceğim. Sürücü düşünür ve yanıtlar: -Karım geçen ay beni bir polis için terk etti. Aynada polis aracını görünce, kaçtığı polis onu bana geri getiriyor sandım. -Pekala, gidebilirsin.***

Başkan Bush, talimatında: Üzerinde resmimin olduğu pullar, bu tarihten itibaren, ABD Başkanlığının bütün mektuplarında kullanılacaktır, diyormuş. Bir süre sonra görülmüş ki, pullar zarfa bir türlü yapışmıyor. Başkan Bush küplere binmiş ve yetkilileri çağırıp sormuş: Üstünde resmim olan pullar neden yapışmıyor, arkalarına yapıştırıcı sürmediniz mi? Sürdük efendim, demiş yetkili ve eklemiş: Yapışmamasının nedeni, yapıştırıcıdan değil, herkesin pulun arka yüzüne değil de ön yüzüne tükürmesinden, efendim.***

Bir kız, erkek arkadaşına soruyor: -Benim bedenimi mi seviyorsun, yoksa entelektüel kişiliğimi mi? Erkek cevaplıyor: -Senin espri anlayışını!***

Bir adam, bara gider. Bir duble rakı sipariş eder ve içkisini bitirdikten sonra, gömleğinin cebine göz atar... Ardından barmene bir duble rakı daha hazırlamasını söyler. Bunu da bitirince, yine gömleğinin cebine bir göz atar... Sonra barmen dönüp, bir duble daha rakı sipariş verir. Barmen: -Bakın beyefendi, size bütün bir gece boyunca rakı getirebilirim, fakat merak ettim bardağı her doldurmamı istemenizden önce niçin gömleğinizin cebine bakıyorsunuz? Adam cevaplar: -Karımın fotoğrafına bakıyorum. Ne zaman gözüme güzel gözükecek, işte o zaman eve gitme zamanı gelmiş demektir.***

Trafik polisi, adamın birini gece vakti çevirir. Trafik polisi bu ceza yazacak ya, sorar: -Beyefendi ruhsat lütfen! -Buyurun memur bey. -Alkol? -Yok, memur bey. -Kemer takılı mıydı? -Evet, memur bey. -İlk yardım çantanız? -Tastamam yerinde memur bey. Bakmış olacağı yok: -Mezdeke kasetin var mı? -Var memur bey. -Koy kaseti! -Tamam memur bey. -Çalmaya başla! -Tamamdır memur bey. -Şimdi ben oynuyorum sen para yapıştırıyorsun!***

Kadının biri, 45 yaşında kalp krizi geçiriyor ve hastaneye kaldırılıyor. Ameliyat masasında Azrail'i görüyor ve soruyor: -Benim saatim geldi mi? Azrail cevap veriyor: -Hayır, senin daha 40 yıl, 5 ay ve 20 günün vardır. Hastaneden çıktıktan sonra, estetik yaptırmaya karar veriyor. Yüzünü gerdiriyor, Dudaklarını doldurtturuyor, göğüslerini düzelttiriyor. Hastaneden tamamen yeni bir insan gibi çıkıyor. Caddeden karşıya geçerken, ambulans çarpıyor ve ölüyor. Azrail'e: -Kırk seneden daha fazla yaşayacağımı sanıyordum! Beni neden öldürdün? Diye sorunca, Azrail cevaplıyor: -Kız, ben seni hiç tanıyamadım!***

Yaşlı bir amca, eşeği ile karayolunda ağır ağır ilerlerken yolda görev yapan trafik polislerince durdurulur ve kırmızı ışık ihlali yaptığı söylenir. Bu sebepten, ceza yazılacaktır. Trafik polisi yaşlı amcaya dönerek: -Amca, kırmızı ışık ihlali yaptın, ceza yazacağım. Cezayı sana mı yazayım yoksa eşeğe mi? Eşeğe yazarsam 25 lira, sana yazarsam 50 lira, nasıl istersin? -Bana yaz oğlum, der yaşlı adam. Trafik polisi: -Amca anlamadın galiba sana yazarsam 50 lira eşeğe yazarsam 25 lira. -Anladım oğlum anladım. Eşeğin sicilini bozmayalım belki ilerde trafik polisi olur.***

Temel bir meydanda arabasıyla 230. turunu atmaktayken sormuşlar: -Niye aynı yerde dönüp duruyorsun. Temel: -İsteyerek olmayi, arabanın sinyali takildi da!***

Kompartımanda tek başına yolculuk ediyordu. Birden kapı açıldı ve çifte tabancalı biri: -Çabuk paraları sökül! diye bağırdı. Adam korkudan titreyerek cevap verdi: -Kusuruma bakmayın ama meteliğim yok. -Öyleyse niye titriyorsun? Yolcu güldü: -Ben sizi kondüktör sanmıştım da!***

Temel'in karısı Fadime çok kıskançmış. Temel'in elbiselerini kontrol eder, saç bulursa çıngar çıkarırmış. Bir gün Fadime saç bulamamış, yine çıngar çıkarmış: Uyy Temel, simtu kel karularla mi oynasaysun?***

Düğüne gitmeye hazırlanıyorlardı. Kadın, kocasını geline verilecek hediyenin etiketini sökerken gördü. -Gerçi ayıp ama dedi yırtmasan iyi olurdu. Yoksa verdiğimiz hediyenin 800 lira olduğunu nasıl anlatırım. Adam işine devam ederek: -Budala olma karıcığım, bunu söküp yerine 1600 liralık bir etiket hazırladım, onu yapıştıracağım.***

Patron, şirketin metin yazarını çağırır: -Son yazdığın eğitim bildirisini beğenmedim... Bu bildiriler, şirketin en aptal kişilerin bile anlayabileceği şekilde yazılmalı... Haftalar süren emeğine bakakalan metin yazarı, sakin, yanıtlar: -Hay hay efendim... Siz nereleri anlamadınız?

İki aile varmış ve her ikisinin de birer kız çocuğu varmış. Bir gün misafirlikte sohbet ediyorlarmış: Eee sizin kızdan ne haber? Valla işte ne olsun. Biliyorsunuz, işe girdi geçen sene. Başını kaşıyacak vakti yok. İlk başlarda geceleri fazla mesai yapıyordu. Sonra hafta sonları da çalışmaya başladı. Patronu çok sevmiş, her işi ona veriyormuş... Derken Ankara seyahatleri başladı. Bizimki çanta sekreter gibi, patron nereye o oraya. Sonra Paris seyahatleri filan... En sonunda bu iş böyle olmayacak dediler, patronu ev tuttu. Deli gibi çalışıyor evladım. Eee, peki sizinki ne alemde? Benimki de fahişe oldu, ama sizin kadar güzel anlatamıyorum.***

Küçük çocuk her gün yumurta aldığı bakkala en sonunda çıkışır: -Neden bana hep küçük yumurtalardan veriyorsun? Bakkal sırıtarak cevap vermiş: -Taşıman kolay olsun, diye. Bunun ardından çocuk tezgahın üzerine bozuk paraları bırakıp çıkar. Bakkal paraları saydığında eksik olduğunu görür, kapıdan çocuğa bağırır: -Ama bu para eksik ufaklık! -Sayması kolay olsun diye bakkal abi!***

Bıyıkları yeni terleyen delikanlı anne ve babası ile uzun bir tartışmadan sonra, bavulunu toplar. -Sakın beni durdurmaya kalkmayın. Ben heyecan istiyorum, aşk istiyorum. Coşku istiyorum, bol para istiyorum. Bu evde bunların hiçbiri mümkün değil. Sonra kapıya doğru yürür. Babası arkasından: -Dur! diye bağırır. -Size söylemiştim, beni durdurmaya kalkışmayın. -Dur, diye yeniden bağırır babası, dur oğlum. Beni de bekle.***

Memur işe girmiş. Aybaşında maaşını alınca bir de ne görsün zarfta 200 lira fazla var. Sesini çıkarmamış, parayı güzel bir harcamış. Bir sonraki ay gelince bu sefer de zarfta 100 lira eksik çıkmış. Memur köpürmüş: Maaşım 100 lira eksik, böyle hatayı kabul etmem, diye bağırınca: Peki, 200 lira fazla aldığın zaman niye sesini çıkarmadın, diye sormuşlar. Prensibimdir ilk hatayı affederim.***

Adam yorgun halde eve gelir, karısı heyecanla kocasına koşar ve anlatmaya başlar; -Bugün ne oldu biliyor musun? -Nerden bileyim! -Bizim duvar saati var ya, az kalsın annemin kafasına düşüyordu. -O saat zaten hep geç kalıyor!***

Bir tavşan her gün eczaneye gidip; -Havuç var mı, havuç var mı? diye soruyormuş. Eczacı da her gün sabırla yok diyormuş. En sonunda bir gün sıkılıp tavşanı dövmüş, dişlerini de kırmış. Tavşan ertesi gün yine gelmiş: -Havuç suyu vay mı, havuç suyu?***



Sayfalar : 1 2 3 4 5



SENDE BİZE KATIL

SessizSokak.com da henüz yayınlanmamış bildiğin başka Dikkat Çatlarsın varsa, hemen bizimle paylaş.

İsim ya da Rumuzunuz :

Emailiniz :

Güvenlik kodu :   

Dikkat Çatlarsın sözü ekle