Talih çile kadar sözü bir etmiş, Her nereye gitsem gezer peşimde. Kale mi fethetmiş ne şikâr etmiş, Tutup bağladılar yedi yaşımda. Hiç razı değilim ben bu kaderden, Birlikte doğmuşuz sulb-ü pederden. Başım hâli değil gamdan kaderden; Kusur benden midir yoksa işimde? Kahretse ne kadar lütfu o kadar, Tahammülüm yoktur cevre bu kadar. Kırküç yıl çekmişim sonuna kadar, Uzak mı yakın görsem düşümde. Yalvarsam kadere yardım etmez mi? Yeter bu çektiğim derdim yetmez mi. Nice kara günler gördüm gitmez mi, Bir fark yoktur yazım ile kaşımda. Gülmedim dünyada gülenler gülsün, Derdim yüreğimde eller ne bilsin. İstersen dünyası ziynetle dolsun, Ayrılık gözümde ölüm kışımda. Tecellim tersine çalmış kalemi, Önünden gülmeyen sonra güler mi? Veysel ben'im çekeceğim çilemi, Gitmez ölüm ecel bekler başaımda.

Dünyada tükenmez bir murad imiş, Ne alanı gördüm ne murad gördüm. Meşakkatin adın. Murad koymuşlar, Dünyada ne lezzet ne bir tat gördüm. Ölüm var dünyada yok imiş murad, Günbegün artıyor türlü meşakkat. Kalmamış dünyada ahli kanaat, İnsanlar içinde çok fesat gördüm. Nuşverani Âdil nerdedir tahtı? Süleyman mührünü kime bıraktı? Resuli Ekremin kanunu haktı; Her ömrün sonunda bir feryat gördüm. Var mıdır dünyaya gelip de kalan? Gülüp baştan başa muradın alan. Muradı maksudu hapisi yalan, Ölümü dünyada hakikat gördüm. Dönüyor bir dolap çarkı belirsiz, Çağlayan bir su var arkı belirsiz. Veysel neler satar narkı belirsiz, Ne müşteri gördüm ne hesap gördüm.

Aslıma karışıp toprak olunca, Çiçek olur mezarımı süslerim. Dağlar yeşil giyer, bulutlar ağlar; Gözkyüzünde dalgalanır seslerim. Ne zaman topraklarla birleşir cisim, Cümle mahlûk ile bir olur ismim. Ne hasudum kalır ne de bir hasmım, Eski düşmanların olur dostların. Benden ayrılınca kin ve buğuzum, Herkese güzellik gösterir yüzüm. Topraktır cesedim güneştir özüm, Hava yağmur uyandırır hislerim. Evvel de topraktır sonra da adım, Geldim gittim bu sahnede oynadım. Türlü türlü tebdilâta uğradım, Gâhi viran şen olurdu postlarım. Âlimler âlemi ölçer biçerler, Hamını asını eler seçerler. Bu dünya fânidir konar göçerler; Veysel der ki gel barışak küslerim.

Bu dünyayı kuran mimar, Ne boş sağlam temel atmış. İnsanlığa ibret için, Kısım kısım kul yaratmış. Kimi yaya, kimi atlı, Kimi uçar çift kanatlı. Dünya şirin baldan tatlı, Eyvah balı tuza katmış. Kazması yok küreği yok, Ustası var Çırağı yok. Gök kubbenin direği yok; Muallakta bina çatmış. Bu çark böyle döner durmaz, Ehli aşklar yanar durmaz. Aşk meyinden kanar durmaz, Sevgi muhabbet yaratmış. Hep biliriz dünya fâni, O yalıyor seni beni. Âdem atadan bu yana, Nice insan gelmiş gitmiş. Bu dünyaya gelen gülmez, Bir yol var ki giden gelmez. Bu hikmeti kimse bilmez, O na sır demiş kapatmış. Bu nizamı böyle kurmuş, Kendi çekilmiş oturmuş. Veysel'e türlü dert vermiş, Durmadan derman aratmış.

Göz gezdirdim dört köşeyi aradım, Ne sen var, ne ben, bir tane Gaffar. İstersen dünyayı gez adım adım, Ne sen var, ne ben var, bir tane Gaffar. Coşar deli gönül misali derya, Mecnun'a sahrada göründü leylâ. Gördüğün güzellik hepsi mevlâ; Ne sen var, ne ben var, bir tane Gaffar Her nesnede mevcut, her cesedde can, Anın için dedik biz ona Cânan. Evvel âhir odur, onundur ferman. Ne sen var, ne ben var, bir tane Gaffar. Bahar gelir çiçek olur açılır, Zaman zaman yağmur olur saçılır. Ehl-i aşka mey görünür içilir. Ne sen var, ne ben var. bir tane Gaffar. Neyim, ne olacak elde neyim var. Karacaoğlan, Derli, Yunus soyum var. Mansur'a benzeyen bazı huyum var, Ne sen var, ne ben var, bir tane Gaffar. O cihana sığmaz, ondadır cihan. O mekâna sığmaz, ondadır mekân. O devrana sığmaz ondadır devran. Ne sen var, ne ben var, bir tane Gaffar. Hayyam'a görünmüş kadehde meyde, Neyzen'e görünmüş kamışta neyde. Veysel'e görünür mevcut her şeyde, Ne sen var, ne ben var,bir tane Gaffar.

Aşkın beni elden ele gezdirdi, Çok aradım bulamadım eşini. Beni candan usandırdı bezdirdi, Tuzlu imiş yiyemedim aşını. Benim ile gezdin beni arattın, Beraber oturup beraber yattın. Türlü türlü güllerinden koklattın, Âşık ettin güle bülbül kuşunu. Altmış iki yıldır seni ararım, Tükendi sabrım yoktur kararım. Dağa taşa kurda kuşa sorarım, Kimse bilmez hikmetini işini. Her millete birer yüzden göründün, Kendini sakladın sardın sarındın. Bu dünyayı sen yarattın girindin, Her nesnede gösterrirsin nakşını. Görenlere açık, körlere gizli, Kimine göründün oruç namazlı. Veysel'e göründün cilveli nazlı; Tutan bırakır'mı senin peşini.

Saklarım gözümden güzelliğini, Her neye bakarsam sen varsın orda. Kalbimde gizlerim muhabbetini, Koymam yabancıyı sen varsın orada. Aşkımın temeli sen bir âlemsin, Sevgi muhabbetsin dilde kelâmsın. Merhabasın, dosttan gelen selâmsın, Duyarak alırım sen varsın orda. Çeşitli çiçekler, yeşil yapraklar, Renklerin içinde nakışını saklar. Karanlık geceler, aydın şafaklar, Uyanır cümleâlem sen varsın orda. Mevcudatta olan kudreti kuvvet, Senden hâsıl oldu sen verdin hayat. Yoktur senden başka ilânihayet; İnanıp kanmışım sen varsın orda. Hu çekip iniler çalınan sazlar, Kükremiş dalgalar coşar denizler... Güneş doğar peynirler yıldızlar, Saçar kıvılcımlar sen varsın orda. Veysel'i söyleten sen oldun mutlak, Gezer daldan dala yorulur ahmak. Sen ağaç misali biz dalda yapraz, Meyva çekirdeksin sen varsın orda.




SENDE BİZE KATIL

SessizSokak.com da henüz yayınlanmamış bildiğin başka Aşık veysel varsa, hemen bizimle paylaş.

İsim ya da Rumuzunuz :

Emailiniz :

Güvenlik kodu :   

Aşık veysel sözü ekle